tumblr analytics

Abu Dhabi GP: Yarış öncesi notlar

5,554 km’lik Yas Marina Pisti, şampiyonları çoktan belirlenen 2011 Formula 1 sezonunun sondan bir önceki yarışına ev sahipliği yapacak. 55 turluk yarış gün batımına doğru başlayıp güneş battıktan sonra sona erecek ki bu da, Formula 1′in olmazsa olmazlarından ihtişamı gözümüzün içine sokan mânâsız bir gerçek olarak tarihe yazılacak bir kez daha. Bu ışıklandırma hevesi ve odaların-altından-pistin-geçtiğine-inanamoyorooom otelini saymazsak Tilke’nin tasarladığı en berbat pistlerden biri burası. Alonso’nun şampiyonluk heveslerini alıp götüren 2010 yarışından sonra pist üzerinde, sollamanın artırılması için 6. ve 9. virajlarda bazı değişikliklerin yapılmasına karar verilmişti. Ancak pist görevlileri, madem bu yıl DRS ve Pirelli lastikleri var, o zaman bize niye para harcatıyorsunuz diyerek, bu değişiklikleri ertelediler. Eh, DRS ve Pirelli de bu pistte iyi bir yarış sunamazsa, zaten başka ne sunacak bilemiyorum.

Abu Dhabi, Yas Marina Pisti, 2011 (c) LAT

F1′in resmî sitesine göre Formula 1 takviminin en uzun düzlüğünün yer aldığı Yas Marina’da araçlar 320 km/s en yüksek hıza erişebiliyorlar. Mercedes’ten verilen bilgilere göre, “Yas Marina Pisti, 100 km/s hızın altında dönülen toplan altı viraja sahip. Takvimde yalnızca Monaco, Singapur ve Valencia pistlerinde bu sayı daha fazla. Pistte ayrıca, araçların 285 km/s hıza çıktıkları dört düzlük de bulunuyor, tıpkı Monza’da olduğu gibi. Tahmini olarak 3740 kez vites değiştirilecek yarış, sezon ortalamasının %20′sinden daha fazla vites değişikliğini içerecek.” Pistin, 9. viraja kadar olan ilk bölümü, hızlı düzlükler ve âni yön değişikliklerinin olduğu virajlardan oluşuyor. Sonraki bölüm ise, tıpkı sokak pistlerindeki gibi dur-kalk virajlara sahip ki sürücüler de üçüncü viteslerde geçilen bu virajları pek öyle zorlayıcı bulmuyorlar. 2009′da Webber ile Button’ın, 2010′da da Alonso ile Petrov’un arasındaki mücadeleleri bir kenara bırakırsak, bu pist ne öyle yürek ağızda yarışlara sahne oldu ne de bunun sinyallerini verdi.

Şampiyonluklar belli olduğuna göre artık takımlar, tıpkı Hindistan’da olduğu gibi, bu hafta sonundaki tüm seansları da 2012′nin test seansları olarak kullanacaklar. Ferrari, Hindistan’da pır pır sallanan ön kanadın aynısını buraya da getiriyor, tabii  bu kez üzerinde değişiklikler yapmış olarak. 2012 araç tasarımlarının artık son düzeye geldiği bugünlerde, ilginç de bir karara sahne oldu Formula 1. On beş gün önce FiA, motor haritalama sistemlerinde çok daha katı uygulamalara gideceğini açıklayarak, egzost beslemeli difüzörlere getirdiği yasağı bir adım daha ilerletmiş oldu. İlginçtir, benzer bir çıkışı Ross Brawn yapmış ve mevcut kurallarda bazı açıkların olabileceğinden, takımların, bunları kendi avantajlarına yorumlama riski olduğundan bahsetmişti. FiA’nın bu açıklamları, tam da Brawn’ın bu çıkışının ardından geldi. Ancak takımlardan bazıları, bu kural değişikliğini eleştirdiler. Jonathan Noble, Autosport’ta yazdığı köşesinde durumu şöyle özetliyor:

F1 takımlarının birçoğu, yakıt tanklarının tasarımlarını yaklaşık bir ay kadar önce tamamladılar. Eğer, egzozlarını düzenli olarak besleyeceklerini düşünerek tasarım yapmışlarsa, o zaman yakıt tanklarının, 2012′de gerekenden çok daha büyük olduklarını fark edecekler. Renault takım patronu Eric Boullier, Martin Whitmarsh’la birlikte bu konudaki memnuniyetsizliğini dile getiren kişilerden biri zira FiA’nın bu kararının, araç tasarımlarını etkiledikleri görüşündeler. “Şu anda araçların tasarım konspetleriyle ilgili alınan kararlar için çok geç. Bizimki gibi bazı takımlar, araçların konseptlerine çoktan başladılar ve bu konseptler birkaç hafta önce sonlandırıldı. Kuralları her dakika değiştirmekten vazgeçmemiz gerekiyor.”

Bu gerçekten ilginç bir konu. Sezon başında Renault’nun, yarış sırasında ekstra %15 yakıt kullandıklarını büyük bir gururla açıkladıklarını hatırlıyorum. Böylece de egzoza daha fazla yakıt aktarabiliyorlar ve buradan sağlanacak yere basma gücünde de rakiplerine göre avantaj elde edebiliyorlardı. Yakıt, hem tur derecesi hem de egzoz besleme açısından son zamanlarda oldukça önemli bir hâle geldi. Taşıdıkları ekstra her yakıt takımların tur derecelerinin düşmesine neden olacak, bu sebeple hem egzoz hem de rekabetçi tur derecelerini düşünerek bir denge yakalamak durumundalar.

Bana kalırsa Abu Dhabi’de izlenebilecek en güzel mücadele, Toro Rosso, Force India, Renault ve Sauber’in yarıştığı orta sıralarda olacak. 6.’lığın ortada olduğu bu grupta Force India, avantajını, son yarışlarda bu grubun en hızlısı gibi görünen Toro Rosso’ya kaybetmek istemeyecektir. Sauber ve Renault, son zamanlarda biraz geriye düştükleri için puan mücadelesinde bir parça zayıf görünüyorlar. Renault’nun 5.’likteki yerini sezonun başında garantilemiş olması onların avantajına. Ayrıca Toro Rosso ile Force India sürücülerinin kim olacağına henüz karar verilmemiş olması da, bu iki takımın mücadelesini çok daha farklı bir yere taşıyor. Dört pilot de ellerinden geleni yapıp kendini göstermek isteyecektir. Williams, bu grupla aşık atamayacak kadar yavaş. Lotus da, arkalardaki rakiplerinden uzakta, Williams’ın ensesinde rahat bir yerde olacaktır.

Bahsedilmesi gereken son önemli noktada, Abu Dhabi’de yapılacak olan FOTA toplantısı. Bildiğiniz gibi FOTA; 2008 yılında, o zaman imzalanması gereken Konkordato Anlaşması için FiA ve FOM’la mücadele etmek için kuruldu. Karşılıklı tehditlerin, yeni seri kurma çabalarının ve siyasetin ardından taraflar, yeni anlaşmayı nihayet imzalamışlardı. İşte o anlaşma 31 Aralık 2012 tarihinde sona eriyor ve 2012′den sonra neler olacağına dair artık yeni bir anlaşmanın imzalanması gerekiyor. Sadece bu da değil, son zamanlarda Kaynak Kısıtlama Anlaşması’yla ilgili olarak takımlar arasında ortaya çıkan güvensizlik ve bazılarının, kurallardaki açığı yakalayıp daha fazla para ve kaynak kullandığı dedikoduları, takımları rahatsız ediyor. Hem Horner hem de Domenicalli, böyle bir durumda FOTA’nın işlevinin de sona ereceğini söyleyerek durumun ne kadar kritik olduğunu altını çizdiler.

Bu haftaki toplantı takımlar için dönüm noktası. Kurnaz Ecclestone, takımların birbirlerini yemelerini bekliyor olmalı. Böylece sürüden ayrılanları tek tek daha rahat avlayabilir. Kendisini birkaç kez, yeni bir Konkordato Anlaşması’na ihtiyaç olmadığını söyledi ancak takımlar, FOTA’yı, bu yeni anlaşmanın görüşmelerine hazırlamaya çalışıyorlar. Dolayısıyla her şey ortada. Luca di Montezemolo, birkaç gün önce yine bildik tehditlerini savurdu. Ross Brawn, FOTA’nın belki de doğrudan takımların rekabetçi konumlarına müdahale edecek kararlardan kaçınmasının doğru olabileceğini söyledi. FOTA, ona göre bu gibi hassas konulardan uzakta kalabilir, böylece FiA ve FOM’la mücadelede takımlar güç kaybetmemiş olurlar. Akla oldukça yatkın geliyor. Bu hafta sonu takımlar ortak bir konu üzerinde anlaşamazlarsa epey şaşırırım.

 

Yazar hakkında
1981 Ankara doğumlu. Çevirmen.
Yorum gir

Lütfen adınızı girin

Gerekli

Kullandığınız bir e-posta adresi girin

Gerekli

Lütfen iletinizi yazın

efBir © 2012 Hiçbir hakkı saklı değildir

Tasarım: WPSHOWER

Destek: Khodr