tumblr analytics

Japonya GP: Müthiş yarışın güzel sonucu

Jenson Button yarış kazandığı zaman nedense ben çok mutlu oluyorum. Formula 1′de gördüğüm en olgun, en neşeli ve en pozitif sürücü olan Button’ın, bugünkü yarışın sonucuyla birlikte Vettel’in de dahil olduğu çifte dünya şampiyonları kulübüne girmesini tüm kalbimle istiyorum. Evet, güzel bağladım sanırım. İlk 4′ün 8 saniye içinde sıralandığı müthiş Japonya GP’sinin sonucunda Sebastian Vettel, en genç çifte dünya şampiyonu unvanını Fernando Alonso’nun elinden almayı başararak çok önemli bir başarıya imza attı. Katıldığı 77 yarışta 19 galibiyet, 27 pol pozisyonu alan, 33 kez podyuma çıkan Vettel, bu çağın “next big thing”i olarak gösterilen Lewis Hamilton’ı bu tahtından kısa sürede indirerek, yeni “next big thing”imiz oldu. Bu iki sürücünün hâlâ benzer yaşlarda ve pistte olması, onların yanında Button, Alonso ve Schumacher’in yer alması, bir de üstüne Kimi Raikkonen’in gelmesi, sanırım Formula 1′in orgazm noktası olacak. Bizler için de, herkes için de.

Sebastian Vettel, 2011, Japonya GP (c) Sutton images

Önce Lewis Hamilton’dan en genç dünya şampiyonu unvanını alan Vettel, bugün de Fernando Alonso’dan en genç çifte dünya şampiyonunu unvanını alarak, ajandasındaki iki önemli eşiği de geçmiş oldu. Senna, Prost, Hakkinen ve Schumacher’in yaptığını yaparak dünya şampiyonluğunu Suzuka’da garantileyen Alman pilotun bundan sonraki hedefi, 14 polle bir sezonda en çok pol pozisyonu kazanma rekorunu elinde tutan Nigel Mansell’ın rekorunu kırmak ve 13 galibiyetle bir sezonda en çok yarış kazanma rekorunu elinde tutan Michael Schumacher’in rekorunu egale etmek olacak. 12 pol pozisyonu ve 9 galibiyetle Vettel, Mansell’in rekorunu büyük bir ihtimalle kıracak, ancak Schumacher’in rekorunu egale etmek biraz zor olacak. Vettel’in bu başarısından büyük mutluluk duyduğunu, hattâ gururlandığını söyleyen Schumacher, yarış bitiminde Vettel’in yanına gelerek onu kutlarken, dikkat ettiyseniz bir süre onunla yan yana gitmeye çalıştı. Hattâ sırf bu yüzden körblerin birinin üzerine bile çıktı. O ânı izlerken, çocuğundan gururlanan bir babayı izliyormuşum gibi geldi. Küçük Schumacher’in ilk adımlarına ve efsanesine tanıklık eden bir baba gibi. Pirelli motor sporları direktörü Paul Hembery, Vettel’in, İtalya’daki Pirelli fabrikasını ziyaret eden tek pilot olduğunu söylediği röportajında şöyle de bir şey diyordu: “Onun kadar çok soru soran başka bir Alman daha var. Biraz daha yaşlı ve biraz daha fazla şampiyonluk kazanmış biri. Biz bunu çok ilginç biliyoruz. Ustasını ve hamisini iş yaparken izlemek.” Sonrasında da şunu ekliyor: “Yedi şampiyonluk alana kadar rahat etmeyecek, ustası gibi.”

Yarışa dönelim. Dün hiç beklemediği bir pol pozisyonunu alan Vettel, pistin temiz yerinden kalkmasına rağmen Button kadar iyi bir kalkış yapamadı ve ilk viraja yaklaşırken yerini kaybedeceğini hissederek hemen sağa doğru kırdı direksiyonunu. Burada, dışarıdan izlerken Vettel’in, Button’ı görüp de direksiyonunu kırdığını sanıyoruz, ki aslında böyle, ama Vettel, Button’ı görmediğini defaatle tekrar ediyor. Bu görmeme meselesini bu yıl pek çok kez duyduk. Hamilton da yarış sonunda aynı şeyi söyledi. Belki de bu dikiz aynalarına biraz daha fazla özen göstermek gerekiyor. Button, Vettel’in bu aşırı agresif hareketi sebebiyle çimlere çıkmak zorunda kaldı, momentumu düştü ve ilk viraja birinci girmeyi umarken takım arkadaşının arkasında ancak üçüncü sırada kalabildi. Arka sırada Ferrari’ler ve Webber, ilk viraja yarışa başladıkları yerde girdiler. Kobayashi’nin motorunun bir anlık teklemesiyle Schumacher bir sıra yer kazandı. Aslında şu fotoğrafa bakarsanız Schumacher, Webber’in hemen yanına kadar gelmeyi başarmıştı ancak dışarıda kalınca atağını tamamlayamadı. Arka sıralardayse Buemi ve Kovalainen en iyi kalkışı yapan sürücülerdi. Buemi, 15.’likten 11.’liğe yükselirken, Kovalainen de 18.’likten 14.’liğe çıkmayı başardı.

Vettel, ilk virajı kazasız atlatıp komiserlerden de herhangi bir ceza almayınca klasik turlarını atarak aradaki farkı açmaya başladı. Pite girdiği dokuzuncu tura kadar Hamilton’la arasına 5 saniyelik bir tampon koymayı başarmıştı bile. Pit-stop’lar için gerekli ve yeterli bir süre, ancak bu yıl ve geçen yıl pit-stop’ta en iyi takım olan Red Bull, nadir kötü performanslarından birini sergileyerek Vettel’e 1,3 saniye kaybettirdi. Vettel’in ardından diğer pilotların da ilk pit-stop’larını yapmasıyla ortaya yeni bir tablo çıktı. Vettel bu kez Button’ın önünde liderdi ancak hem aralarındaki fark 2,5 saniyeye düşmüştü hem de Hamilton, dördüncülüğe gerilemişti. Cumartesi günü pol pozisyonunu kazanabilecekken zaman hatası nedeniyle son turunu atamayan Hamilton, bu sebeple sıralama turlarında dezavantaja düşmekle kalmadı, aynı zamanda yarışta da bir adım geriye düştü zira sıralama turlarının ilk hızlı turunda tüm sürücüler, bir önceki seansta kullandıkları yumuşak lastikleri kullandılar. İkinci hızlı turlarında ise, yarışa başlayacakları lastik de bu set olacağı için, yeni bir set lastik kullanarak zamanlarını kaydettiler. Ancak Hamilton, bu son turu atamadığı için, yarışa, ilk sıralama turunda kaydettiği zamana ait eski set lastiklerle başlamak zorunda kaldı. Bu sebeple, rakiplerinden daha da eski yumuşak lastiklere sahipti. Böyle olunca Hamilton, Vettel’e ilk bölümde çok fazla baskı kuramadı. McLaren’in dediğine göre, arka lastikte yavaş yavaş ilerleyen patlağı da geç fark etmeleri, aracın arka dengesini bozmuş ve pitte bunu dengelemek için ön kanada yüklenmek zorunda kalmışlar. Bu da Hamilton’ın, bugünkü performansının neden Button’a göre bu kadar düşük olduğunu açıklayabilir. İlk pit-stop öncesinde lastikleri iyice çöküp arka lastiği de patlayan Hamilton, bu sebeple ikinciliği ve üçüncülüğü kaybetmiş oldu. Aslında pitten çıktığında önündeki Webber ve Button’ın sadece 2 saniye gerisindeydi. Oysa yarışı takım arkadaşı Button’ın 24, Webber’in de 16 saniye gerisinde bitirdi. Bugün veya bu hafta sonu Hamilton’ın değildi.

İkinci pit-stop’lardan sonra Button, Hamilton’dan çok daha rekabetçi zamanlar kaydederek Vettel’in bu kez arayı açmasına izin vermedi. Öyle ki Button, Vettel’in pite gireceği turda artık neredeyse onun ensesine gelmişti bile. Lastiklerini kaybetmeye başlayan Vettel, bugün hep olduğu gibi yine pite ilk giren sürücü olarak dominoyu başlatmak istedi ancak bir kez daha pitte zaman kaybetti. Bu kez kaybettiği zaman Button’a birincilik olarak geri döndü. İlk pit-stop’ta Vettel, pite giriş ve çıkış turu olarak 1:44.787 ve 1:58.788; Button da buna karşılık 1:42.704 ve 1:57.106 kaydetmişti. Gördüğünüz gibi Button sadece pite giriş turunda iki saniye kazanmıştı bile. İkinci pit-stoplarda da Vettel’in 1:42.940 ve 1:56.783 saniyesine karşılık Button, 1:41.587 ve 1:54.973 kaydederek iki pit-stop’ta Vettel’i nakavt etmeyi başardı. Burası bana çok önemli geliyor zira Vettel’in yarışı kazanmak istediğini ama Red Bull’un, oldukça muhafazakâr davranarak podyumu garantilemek istediğini sanıyorum (Şimdi öğrendiğime göre Red Bull, Vettel’e telsizden iki kere “Alonso’yu geçmek için zorlamaması” yönünde talimat vermiş). Hem pit-stop’larda garantici olmaya çalışarak hem de ilk pite girmeyi isteyerek, olası bir aksiliğe ya da zamansız güvenlik aracı periyotlarına karşı kendilerini korumaya çalıştılar gibi geliyor. Nitekim ikinci pit-stop’lardan beş tur sonra giren güvenlik aracı, Red Bull’un neden bu şekilde düşünebileceğini haklı gösteriyor. Button’ın kazandığı bir yarışta Vettel’in puan alamaması, elbette şampiyonluğu kaybedecekleri anlamına gelmezdi, ama bunun bir yarış bile gecikmesi önemli bir moral bozukluğuna yola açabilirdi. Yine de Vettel’in, yarışın sonunda Alonso’yu yakalamaya çalışırken bir Virgin aracının arkasında zaman kaybettiği için el kol hareketi yapması, bana onun bu stratejiden pek de memnun olmadığını gösteriyor. Dışarıdan izleyen birisi, Vettel’in, şampiyon olmak için kesinlikle ikinci olması gerektiğini düşünebilirdi. O derecede gergin birinin yapabileceği bir el hareketiydi bu. Red Bull’un, yarışın sonlarına doğru Webber’e de sakin olması yönünde mesaj vermesi bu savımı destekleyen bir başka durum. Sanırım takımı bunun için fazla suçlayamayız. Sürücüler şampiyonasını aldılar, ama asıl para getiren markalar şampiyonası henüz sona ermedi.

Bu noktada Hamilton, artık takım arkadaşından gittikçe kopmaya başlamıştı. En erken pite giren sürücü olduğu için, lastikleri oldukça kötü durumda olan Hamilton, pite gireceği turda Massa’nın kendisini yakalamasını engelleyemedi ve pit önceki son şikanda savunma durumuna geçmek zorunda kaldı ancak, söylediğine göre, aynalardaki aşırı vibrasyon nedeniyle hiçbir şey göremediği için yarış çizgisine dönmeye çalışırken Massa’yla çarpıştı ve Massa’nın aracının bir parçasının kopmasına neden oldu. Zaten güvenlik aracının piste girme sebeplerinden birisi de o parçanın oradan alınması gerekliliği oldu. Bu noktada Hamilton ile Massa’nın arasındaki bu son kazanın, tıpkı Spa’daki Hamilton-Kobayashi kazasına benzediğini söyleyelim. Orada Hamilton, Kobayashi’yi içeriden atak yaparak geçmiş ve yarış çizgisine döneyim derken Japon pilotun orada olduğunu fark etmeyerek çarpışıp yarış dışı kalmıştı. Burada ise savunma yapmak için iç çizgiye gelen ancak sonra virajı almak için yarış çizgisine dönen/dönmeye çalışan Hamilton, Massa’nın orada olduğunu göremediği için onunla çarpışmak zorunda kaldı. Spa’da ceza aldı, ancak burada hakemler ceza vermediler Hamilton’a. Ceza bir yana, Hamilton’ın orada Massa’nın olduğunu bilmemesi bana tuhaf geliyor. Zaten Massa’ya geçilmemek için içe yanaşmıştı, elbette ki Massa da dışarıda olacaktı. Bu gerçekten anlamsız. Hamilton için bu sezon sanırım bir önce bitse çok iyi olur. Hem onun taraftarları, onu sevenler için hem de kendisi için. Sıralama turlarından sonraki şu pozu, onun durumu hakkında oldukça ipucu veriyor. Güvenlik aracının girdiği anda Button’dan 24 saniye geriye düşmüştü bile. Güvenlik aracı girmeseydi yarışı takım arkadaşının neredeyse bir dakika gerisinde bitirecekti. Cidden hiç Hamilton-vari bir durum değil.

Yarışın tam ortasında piste giren güvenlik aracı, böylece yarışı da ciddi anlamda ikiye bölmüş oldu. İlk yarıda Vettel’in ataklarını izlemiştik, Button, Vettel, Alonso, Webber, Massa, Hamilton ve Schumacher’in sıralandığı ikinci yarıda da Button’ın ataklarını izledik. Vettel’in yine en erken sürücü olarak pite girdiği 33. turda Button’la arasındaki fark 3 saniyeydi. O anda tüm sürücülerin yumuşak lastikleri tükendiği için, artık sert lastiklerle atılacak bölümlere de gelmiş oluyordu. Güvenlik aracının girmesi, bir anlamda takımların ekstra pit-stop yapmalarını da önlemiş oldu. Hem bu sırada lastikleri soğutmayı başardılar hem de sert lastiğe geçişi olabildiğince geciktirmiş oldular. Normalde en fazla 10 tur giden yumuşak lastiklerle Button ve Alonso 16 tur, Vettel de 14 tur atmayı başardılar. 20 tur dayanacağı tahmin edilen sert lastikler de böylece takımları üç pit-stop’luk pencereye sokmuş oldu. Güvenlik aracı olmasaydı dördüncü pit-stop’ları görmek çok olasıydı. Vettel’in sert lastiğe geçişi bir anlamda diğer takımlar için de sert lastik laboratuarına dönüştü ancak Alman pilotun trafiğe takılmasıyla birlikte hem Button hem de Alonso pitte kalarak, eski yumuşak lastikleriyle, Vettel’in yeni sert lastiklerine karşı daha hızlı turlar atabildiler. Bununla birlikte pite giriş turları da Vettel’e göre iki saniye daha iyi olan Button ve Alonso, böylece yine pit-stop’larda Vettel’e üstünlük kurmuş oldular. Bu pitlerden sonra oluşan Button-Alonso-Vettel sıralaması da yarış sonuna kadar devam etti. Vettel, belki Alonso’ya göre daha hızlı bir araca sahipti ancak podyumu riske etmenin gereksizliğini düşününce, atak yapmasının pek de bir anlamı yoktu.

İkinci pit-stop’lar yaşanırken önde çok ilginç bir ismi gördük: 2006 Japonya GP’sinden sonra ilk kez yine bir Japonya GP’sini lider götüren Michael Schumacher, eski günleri hatırlatan güzel bir nostalji yaşattı. En azından onu sevenlere ve destekleyenlere. Macaristan’da da lider giden ancak tam bir turu lider tamamlamayan Schumacher, burada üç turu lider tamamladı. Kobayashi’nin kalkışta gerilere düşmesiyle ilk virajı 7. sırada dönen Alman pilot, son pit-stop’lardan sonra Hamilton ve Massa’nın Rosberg’ün arkasına düşüp zaman kaybetmesiyle bir anda bu ikisinin arasına düşüverdi. Son pit-stop’unu yaptıktan sonra da Hamilton’ın hemen arkasında, Massa’nın önünde 6. olarak piste döndü ve bu yerini de kaybetmedi. Yarışı Hamilton’ın sadece 3 saniye gerisinde bitirmesi, ilerisi için oldukça ümit verici. Michael Schumacher’in yarışın en hızlı üçüncü sektör zamanına sahip olması da bu anlamda takım ve kendisi için cesaret verici olmalı. 130R’dan bitiş çizgisine kadar uzanan yaklaşık 18 saniyelik üçüncü sektörde en önemli zaman kazanma yeri son viraj öncesi şikan. Günümüzdeki V8′lerle 130R’den tam gaz geçemeyen bir pilot yok gibi, dolayısıyla şikanda kazanılan zaman çok önemli. Vettel ile Button’ın sıralama turlarını yan yana koyup karşılaştırdığınızda, Button’ın, son şikana gelene kadar Vettel’in önünde olduğunu görüyorsunuz ancak Vettel, son şikanı Button’dan çok daha iyi alıyor ve bu sayede 0,009 saniye farkla da olsa polü almayı başarıyor. Schumacher’in de bu sektörde ve şikanda iyi olması, geri döndükten sonraki en büyük sorunlarından birini halletmeye başladığı anlamına geliyor. Ross Brawn, Rosberg’le Schumacher arasındaki farkın, hızlı virajlardan değil aksine yavaş virajlardan kaynaklandığını söylemişti. Schumacher, bu yavaş virajları Pirelli’yle nasıl alması gerektiğini tam olarak başaramıyor ve her sıralama turunda Rosberg’ün 0,2 saniye gerisinde olmasını da engelleyemiyordu. Ancak görünen o ki, özellikle şu son 5-6 yarıştır Schumacher bu anlamda da gelişme kaydedebilmiş. İlk pit-stop’tan sonra takımın, telsizden Schumacher’e ön kanat ayarlarını yapmayı unuttuklarını bu yüzden lastiklere bakması gerektiği hatırlatıldığında, ilk sektördeki S virajları nasıl yavaş gidip lastiklerini korumayı başardığını, buna rağmen üçüncü sektörde üst üste en hızlı zamanları kaydettiğini dikkate almak gerekiyor. Schumacher, iki yıldan sonra yavaş yavaş F1′e alışmaya başlıyor. Şu anda Rosberg’le aralarında sadece 3 puan fark var. 2012′de sarkaç iyiden iyiye Schumacher’e kayabilir ve 2013′te, her ne kadar önceden planlanan sözleşme tarihi bunu kapsamasa da, Costa ve Willis’in katıldığı takımda kalmak için Schumacher bir kez daha düşünebilir.

Jenson Button, McLaren’le toplamda beşinci, tamamı kuru zeminde yapılan ilk yarışını böylece kazanmış oldu. Japonya’yı ikinci evi gibi gören Button için bu zafer oldukça önemli. İlk virajda Vettel’in kendisine yaptığını, podyum öncesindeki dinlenme salonunda Vettel’e sorarken, ikilinin arasında geçen konuşma ve yarış bittikten sonra yapılan basın toplantısındaki müthiş esprili şu diyaloglar, Button’ın, Vettel’i asıl rakip olarak gördüğünün, böylece kendisini McLaren’de çok rahat hissettiğinin bir kanıtı. Rakip olarak kimi seçtiğiniz, kendinize olan inancınızı da belirtiyor. Bana kalırsa elbette.

Podyumdan önce:
Button: Yan yana geldiğimizde beni görmedin mi?
Vettel: Arkamdaydın ki.
Button: Yapma, yanına gelmiştim. Ortana gelmiştim. Neyse, demek artık böyle yarışıyoruz.

Basın toplantısında:
Q. Fernando, Seb şu anda en genç çifte dünya şampiyonu. Bu unvanı kaybettin. Senin için ne anlama geliyor?

Alonso: Pek öyle önemli değil. Bakalım en genç üçlü dünya şampiyonu kim olacak.
Button: Burada garip olan benim galiba, rahatsız oldum.
Vettel: Yedi kez dünya şampiyonu olan en genç sürücünün Michael olduğunu biliyor muydun!
Button: Gerçekten mi? Vay, öyle miya? Aynı zamanda F1′de yarışan en yaşlı pilot da o.
Vettel: Yo yo, değil.

Q. Seb, dört yarış kala şampiyonluğu garantileyen birine uzun zamandır rastlamamıştık. Ne diyosun?

Vettel: Bence Michael, şampiyonluklarının yarısını…
Button: Lanet olası Almanlar!
Vettel: Tam olarak ne demek istiyorsun?

Perez’in, feci grip olduğu bu hafta sonunda 17.’likten 8.’liğe yükselmesi müthiş bir başarı. Rosberg’ün de en geriden gelip 10. olması önemli. Bunun dışında Force India’nın puan alamamış ve Renault’nun da puan almış olması, beşincilik yarışında Renault’yu avantajlı kılıyor. Sauber’in, Renault’yu geçmiş olmasını, Perez’in yepyeni lastiklerine bağlayabiliriz zira Meksikalı pilot sıralama turlarının ikinci seansına araçtaki problem nedeniyle çıkamamıştı. Lotus pilotlarının da, her ne kadar güvenlik aracının etkisi olsa da, yarışı tur yemeden tamamlamaları önemli bir başarı. Benim için yarışın adamı Button, sonra her koşulda podyumu ve liderliği kovalamayı başarabilen Alonso ve Schumacher ile Perez. Bir tur daha fazla olsaydı Button’ın yakıtı fena halde tükendiği için Alonso’nun liderliği alabileceğini söyleyebiliriz. Ferrari için cesaretlendirici bir sonuç. Podyuma çıkan pilotların hepsinin dünya şampiyonu olduğunu, ilk 6′ya giren pilotların toplam 13 dünya şampiyonluğuna sahip olduğunu ve -biraz şımarıkça olacak ama- bu 13 şampiyonluğun 6′sının ilk beşteki pilotlara, 7′sinin de altıncı sıradaki Schumacher’e ait olduğunu söyleyebiliriz.

: )

Kore GP’si, önümüzdeki hafta yapılacak. Görüşmek üzere.

Yazar hakkında
1981 Ankara doğumlu. Çevirmen.
5 total comments on this postSizin yorumunuz?
  1. Açıkçası artık Q1de elenen pilotların yarışta coşup puan almalarına iyi performans gözüyle bakamıyorum, hatta Q2ye kalıp 16-17 olmaktan daha iyi 18 olmak. Puan yarı garanti :)

    Bu arada ilk paragrafa istinaden; bence 90lardaki şampiyonlar da geri gelsin, sadece şampiyonlardan oluşan bir grid olsun.

  2. Petrov nihayet Heidfeld’i pilotlar klasmanında geçebildi.

    • Kesinlikle güzel bir nokta. Katılıyorum.

  3. Almanya durumu 3-0 yaptı Belçika karşısında biz hala Azerbeycana gol atamadık. Böyle play-off lara gitmek hoş değil doğrusu. Ne ise, ne zaman Schumacher’i ilk 6 içinde görsem tırnaklarımı yediğimi hissediyorum ve hareketsiz kalıyorum uzun süre. Bir çok insanın benim gibi ufacık bir mücadelesi ile büyük keyif aldığını biliyorum. Yarışmaya tekrar karar verdiğinde yaşadığım heyecanı hatırlıyorumda Canada yarışından beri o heyecanın sadece bekleme modunda olduğunu ve hala diri bir şekilde uyuduğunu biliyorum. Schumacheri izlemek ve fanı olmak büyük gurur verici ve kesinlikle 7 şampiyonluğun arkasına sığınmadan bunu yapmak müthiş. Onu ilk şampiyonluğundan beri takip edenler iyi bilirler. Zannediyorum 2003 Avusturya yarışışydı ve arabası yanarken kafası hiç oynamıyordu o anda bu nasıl olabilir dedim. Hayatta bir insan bir işe nasıl bu kadar odaklanabilir. Kardeşi Ralfin kazasında telsizle ona kardeşinin durumunu bildirirlerken tur zamanlarındaki istikrar beni büyülemişti. Annesini kaybettiği hafta sonu ise yarışı sessizce 1. tamamlayıp seremoniye katılmamıştı. Hataları ve yapmaması gereken şeyler oldu tabiki. Ama ne olursa olsun ona duyulan bu sevgi ve hayranlık kesinlikle çok büyük. Daha ne kadar yarışır bilmiyorum podyuma çıkabilecek bir araç performansına bile kavuşamayabilir. Ama onu pist üzerinde gördüğüm sürece savunma ise savunma ustaca bir atak ise atak izlemek benim için tarif edilemez bir şey. Belkide ilk kez ve son kez gittiğim 2011 İstanbul Park yarışında imzasını alırken gözlerine baktığımda belki biraz yaşlanmışlık ama işine duyduğu saygıyı ve en iyi olmayı(yıllar sonra bile) görmek benim için en büyük mutluluktu. Çok uzattım biliyorum ama bunu ara ara dışarı vurmadan edemiyorum.

    Yarış için söylediklerine katılmakla beraber, Webber – Schumacher vakasına da ufak bi değinmek isterim doğrusu. Massa-Lewis olayı kadar konuşulmasada Webber fazla agresifti. Schuminin de kontrası gerçekten güzeldi.

    Lafı fazla uzatmadan her zamanki gibi güzel yazın ve aynı frekansta olan F1 severlerin buluşması için oluşturduğun siteye tekrar tekrar teşekkürler Ali Ünal, Kore yarışında görüşmek üzere…:)

    • Lafı uzatmak ne demek, burası ne için var, konuş istediğin kadar :)

      Ben de teşekkür ederim, böyle güzel sohbet ettiğimiz için. Kore’de görüşürüz :)

Yorum gir

Lütfen adınızı girin

Gerekli

Kullandığınız bir e-posta adresi girin

Gerekli

Lütfen iletinizi yazın

efBir © 2012 Hiçbir hakkı saklı değildir

Tasarım: WPSHOWER

Destek: Khodr