2011 sezonunun belki de en sıkıcı geçen yarışı şampiyonanın da bir anlamda bittiği bir yarış oldu, sizin de takdir edeceğiniz üzere. Sebastian Vettel’in, en genç çifte şampiyon olabilmesi için artık kalan yarışlardan sadece bir puan çıkarması yeterli. Button bugün ikinci değil de üçüncü olsaydı, Vettel şampiyonluğunu ilan etmiş olacaktı. Dolayısıyla artık sürücüler şampiyonasıyla ilgili herhangi bir şey söylemeye gerek yok. Vettel hak ettiği şampiyonluğu almak üzere. Vettel’in arkasındaki grubun arasındaki yarış ise henüz bitmedi. Button, şu anda matematiksel olsa da Vettel dışında şampiyonluk şansı olan tek pilot. Geçen yılki durumla karşılaştırdığımızda, Alonso’nun, Hamilton’ın ve Webber’in ne kadar geride kaldıklarını görebiliyoruz. Button, bu yıl, bana kalırsa şampiyon olduğu yıldan daha fazla taraftar kazandı. Beni de bu yığının arasına katabilirsiniz.
Dünkü sıralama turlarında müthiş bir tur atarak bu sezonki 11. pol pozisyonunu alan Vettel, dört kez pol pozisyonu kazanırsa Nigel Mansell’in bir sezonda toplam 14 pol kazanma rekorunu kırmış olacak. Kalan beş yarışı da kazandığı takdirde de Michael Schumacher’e ait olan bir sezonda toplam 13 yarış kazanma rekorunu kıracak. En genç çifte dünya şampiyonu olan Vettel’in, takım arkadaşı Webber’e olan üstünlüğüne baktığınızda, Red Bull’un iyi bir araç olmasının yanı sıra Alman pilotun da kariyerinin zirvesinde olduğunu teslim etmek gerekiyor. Dün Mark Webber, 0,4 saniye geride ikinci cebi almasından memnun olduğunu söylediğinde, zaten Vettel’e karşı hem moral hem de performans olarak nerede olduğunu göstermiş oldu. Bir insan takım arkadaşından neredeyse yarım saniye daha yavaş olup bundan memnun olabilir? Evet Red Bull çok iyi bir araca sahip, ancak asla ve asla 2010′daki kadar yalnız değil. McLaren ve Ferrari birçok yarışta onları yakalamış, hattâ geçmişlerdi. Dolayısıyla Vettel’in bu sezonki sürüşü hakkında çok daha net bir veriye sahibiz.
Farkındaysanız sıkıcı yarışın yazısına bir türlü başlayamadım. Vettel’in bu sezonki başarısının ne mene bir öneme sahip olduğunu düşündükçe, aklıma Singapur GP’si değil de Vettel’in önümüzdeki yıllarda kıracağı rekorlar geliyor. Franz Tost’un, “Hayatımda gurur duyduğum iki şey var: Ayrton Senna’yla ve Sebastian Vettel’le çalışmak,” demecindeki gerçekliği fark etmeye başlıyorsunuz. Yarıştan sonraki röportajlarında ağzı kulaklarında olan Vettel’in, nasıl bir kararlılık ve ciddiyetle yarışlara hazırlandığı malum. BBC’ye verdiği yarış sonu röportajında, son pit-stop’unda Lotus’un birden önüne fırlamasıyla ilgili soruya şöyle bir yanıt veriyor: “Evet, Lotus’la birlikte pite girdiğimizi söylemişlerdi. Benim pitim bittiğinde Lotus’un pitine baktım. Yeşil ışıklarının yandığını görünce zaten önüme çıkacağını anlamıştım, bu yüzden frene bastım.” Pitten çıkarken, Lotus’un pitine bakacak kadar yarışa ve âna konsantre. Sezon öncesinde Pirelli’nin fabrikasını ziyaret eden tek kişinin Vettel olması, Pirelli lastiklerini neredeyse bebeği gibi kullanması ve Button’dan bile daha iyi bakması, Vettel’in bu sezonki en büyük başarılarından biri. Sezonun ilk testine Button ve Hamilton katılmamışlar, test sürücülerini götürmüşlerdi. Vettel’se Abu Dhabi’de şampiyonluğu kazandığı yarıştan sonra Pirelli’yi ilk kez kullandığı o testlere katıldı. Sırf bu bile Vettel’in, detaylara gösterdiği önemi vurguluyor. Tarihte bunu yapan başka bir Alman daha vardı. Herkes onun adını gayet iyi biliyor.
Bugünkü yarışa geçersek, kalkışta kirli yerde bulunan Webber ve Hamilton, kendi aralarında savaşa girince epey yer kaybettiler ve böyle olunca onların yanındaki, arkasındaki pilotlar bundan faydalandılar. Her ikisi de lastiklerini kirlettikleri için bir süre toparlayamadılar. Öyle ki Hamilton, ikinci viraj çıkışında Schumacher’in önündeyken, 7. viraj öncesi düzlükte geçildi. Button, griddeki amacını gerçekleştirip Webber’i geçerek Vettel’in peşine takıldı ancak Vettel’in bu ilk bölümdeki hızına bırakın ayak uydurmayı, gölgesine bile yaklaşamadı. 5. turda bu ikili arasındaki fark 7 saniyeydi, düşünün! Arka tarafta ise tüm pilotlar birbirlerine çok yakındılar. On üç pilot 20 saniye aralığında sıralanmışlardı. Bu ilk bölümü sona erdiren ve pitleri başlatan da Mercedes pilotu Rosberg oldu. 8. turda pite giren Almon pilot bir önceki turda 1.57.251 kaydetmişti. Aynı turda Vettel 1.54.205, Button 1.54.991 ve Alonso da 1.56.429 kaydetmişlerdi. Sekiz turda Red Bull’a göre tur başına üç saniye kaybeden bir Mercedes’in elbette yarış zaferlerine oynama imkânı yok. Seneye bu kadar büyük bir farkı nasıl kapatacaklar, büyük bir merakla bekliyorum. Bu süreçte Alonso’nun da Vettel’den koptuğunu ve Mercedes’lerden hemen sonra pite girdiğini belirtelim.
İlk pit-stop’tan önce Webber, Alonso’yu çok başarılı bir manevrayla geçmesine rağmen Red Bull, Ferrari’nin Alonso’yu 9. turda pite almasına çok geç yanıt verince, pit-stop’larda Webber’in Alonso’ya geçilmesine neden oldu. Bu arada da Hamilton ile Massa arasındaki o malum kaza yaşandı. Hamilton, lastikleri tükenen Massa’nın dibine yanaşmışken, birkaç viraj daha beklemek varken hatalı bir karar vererek hem kendi ön kanadını kırdı hem de Massa’nın lastiğini patlatarak her ikisinin de yarışının büyük yara almasına sebep oldu. Massa, yarışına devam edebilseydi sanırım Hamilton da ceza almazdı, ancak rakibinin hatası olmadan onun yarışını bozduğu için, tıpkı Schumacher’in İngiltere’de Kobayashi’ye çarptığı için ceza alması gibi, pitten geçme cezası aldı. Burada Hamilton’ın yüzde yüz haksız olduğunu ve cezayı hak ettiğini söyleyebilirim. Bunun, Hamilton’ın kötü bir pilot olduğundan kaynaklanmadığını da gayet iyi biliyorum. En büyük rakibi Vettel’in elini kolunu sallaya sallaya şampiyonluğa koşması, harika bir araca sahip olması ve Button’ın da son zamanlarda sakin sürüşüyle onu geçmesi Hamilton’ı agresif ve sabırsız biri hâline getirdi. Takım içinde de bazı problemleri olabilir zira geçen gün Guardian’a verdiği röportajda, McLaren önümüzdeki sene de ona iyi bir araç veremezse o zaman sabrının taşabileceğini ima etmesi, Woking duvarlarında pek güzel bir yankı yaratmasa gerek. Red Bull garajına yaptığı ziyaretin de Whitmarsh cephesinde pek hoş karşılanmadığı söyleniyor. Ron Dennis’in Hamilton’cı, Martin Whitmarsh’ın da Button’cı olduğuna dair geniş çaplı söylentiler, bu minvalde Hamilton’ın kendini yalnız hissetmesine neden olmuş olabilir. 2012′de McLaren, Hamilton’ın geleceğini de etkileyebilir.
İkinci bölüm de birinci bölümün neredeyse bir kopyası olarak devam etti. Önde Vettel, Button’la arasındaki farkı açtı. Alonso ile Webber, arka arkaya ikinci pit-stop’lara doğru ilerlediler. Onların arkasında da Rosberg ve Schumacher, etliden sütlüden uzakta düşük bir tempoda yarışlarını sürdürdüler. Asıl yarış bu noktada Hamilton’ındı. 15. turda pitten geçme cezasını da çektikten sonra son sıraya düşen Hamilton’ın, Vettel’le arasındaki fark 87 saniyeydi. Ancak buna rağmen 17. turda Vettel’le benzer tur derecesine imza attı, Button’dan da yarım saniye daha hızlıydı. Dolayısıyla kaza yapmamış olsaydı, ön sırada Button’dan daha yüksek bir tempoyla Vettel ve Alonso’yu sıkıştırması çok olasıydı. 25. turda Alonso’nun, Webber’i kesmek için önden pite girmesine Red Bull bir kez daha yanıt vermedi ve Webber’i pistte tuttu. Pitten önce ikili arasında sadece 0,7 saniye vardı, ancak Webber’in pite girmediği üç turda Alonso, Webber’den toplamda üç saniye daha hızlı gitmeyi başararak zaten Webber’in efektif olarak önünde çıkmayı garantilemişti ki Schumacher’in talihsiz kazasıyla güvenlik aracı devreye girdi. Yarışın bu noktasında Schumi, önündeki rakiplerinin tümünden çok daha hızlıydı. Rosberg’ün, pit düzlüğü öncesinde yaptığı küçük bir hata nedeniyle Perez’e geçilmesi, sonra birinci virajda bu ikili arasında yaşananlar sebebiyle Perez’in yarış çizgisinin kaybolması, Schumacher’in de biraz aceleyle atak yapmasına neden oldu. Ne yazık ki o virajda Perez’i geçmek biraz fazla iyimser bir hamleydi. Yarışın o ânında Rosberg’den tur başına bir saniye daha hızlı giden Schumacher’in, kaza yapmaması durumunda di Resta’ya da geçilmeden yarışı 6. sırada bitirebileceğini düşünüyorum. Rosberg, ne yazık ki bu hafta sonu pek formunda değildi.
Güvenlik aracının girmesiyle birlikte Webber hemen pite koştu ama Alonso’nun arkasında çıktı. Tabii bu güvenlik aracı, Button’a ve özellikle Hamilton’a yaramış oldu, böylece aradaki farklar bir anda kapandı. Ancak, güvenlik aracı varken, tur yiyen sürücülerin turlarını geri alması kuralının artık uygulanmaması, güvenlik aracı sonrasındaki heyecanını ne yazık ki alıp götürdü. Vettel ile Button arasında tur yiyen üç pilotun olması, Button için bu güvenlik aracının hiç işe yaramaması anlamına geldi. Hamilton, bu noktada çoktan 8.’liğe çıkmış, Massa’nın bile önüne geçmişti. Güvenlik aracının girmesiyle birlikte lastiklerin de kullanım ömrü artmış oldu, bu nedenle Vettel’in mühendisi, telsizden Vettel’e, “Bu lastikleri yarış sonuna kadar kullanabiliriz,” uyarısını yaptı. Button’ın, yumuşak stiliyle bu lastiklerle yarışı bitirebileceği düşüncesi, Vettel’in de benzer bir taktik uygulamasını zorunlu kıldı ancak birazdan vereceğim rakamlar, bunun Vettel için ne kadar geçersiz olduğunu net bir şekilde ortaya koyacak. Güvenlik aracının olduğu turlarda tüm sürücüler neredeyse aynı anda pite girmişlerdi. Alonso 25. turda, Webber ve Hamilton 29. turda, Button ile Vettel de 30. turda pite girip lastik almışlardı. Alonso, en yorgun lastiklere sahip olduğu için, son pit-stop’lara gelindiği sırada 1.53′le en yavaş turlayan pilot oydu. Hamilton, ondan dört tur daha genç lastiklere sahip olmasına rağmen lastiklerini fazla yediği için o da 1.53′lerde tur atıyordu. Button ve Webber de 1.52′lerde tur attıkları ve lastiklerin, artık o meşhur uçuruma geldiklerini fark ettikleri için pite girdiler. Vettel ise pit-stop’ların yapıldığı o turlarda hâlâ 1.51′lerde tur atabiliyordu. Pite girmesinin sebebi, kendini riske atmak istememesiydi. Button girince, o da girmiş sayıldı yani.
Ferrari’nin, beklenenden daha kötü olması, nihayetinde Alonso’nun, podyum pozisyonunu Webber’e vermesini gerektirdi. Ferrari, ilginç bir şekilde süper yumuşak lastikleri istediği gibi kullanamadı ve Alonso, yarışın tüm bölümünde yumuşak lastikleri tercih etmek zorunda kaldı. Yarışın yarısında piste giren güvenlik aracına rağmen Alonso, yarışı Vettel’in 55 saniye gerisinde tamamladı. İkinci bir İspanya vakası diyebiliriz. Ferrari, bir önceki yıl hızlı olduğu tüm pistlerde yavaşlayıp, yavaş olduğu pistlerde de hızlandı. İki senenin iyi yanlarını birleştirebilirlerse 2012′de Red Bull’a kafa tutacak bir araca sahip olabilirler. Tabii bana kalırsa Massa’yı da değiştirmeyi düşünebilirler. Bugün Force India’da müthiş bir iş çıkaran ve Rosberg’ün Mercedes’i geçmeyi başararak liderin turu içinde yarışı bitiren Paul di Resta’ya yakından bakabilirler, tabii Mercedes buna izin verirse. Onun dışında bu yarışta göze çarpan bir diğer olay da, Petrov’un ve tabii Renault’nun bu kadar rezil bir performans sergilemeleri. Kovalainen, Petrov’un 15 saniye önünde yarışı bitirdi. Cidden sorgulanması gereken bir durum. Ricciardio’nun artık Liuzzi’ye üstünlük kurmaya başladığını söyleyebiliriz sanırım. Yarışın başındaki soruna rağmen Liuzzi’nin önünde bitirmesi büyük başarı. Tabii Liuzzi’nin de başına bir şey gelmiş olabilir, biz görememiş olabiliriz.
Japonya’da görüşmek üzere sözleşmeden önce yarışla ilgili söylemek istediğim son bir şey daha var: Hamilton ile Massa arasındaki tartışma. Yarış sonrasında Massa, haklı olarak kızgındı ancak söylediği sözler ve Hamilton’ı kolundan çekiştirip hırpalamasıyla bana göre haksız duruma düştü. Hamilton’ın, FiA tarafından incelenmesi gerektiğini söylemesi, terazinin şirazesini biraz kaçırdığı nokta oldu. Lewis’i neredeyse Yuji Ide’yle aynı kefeye koyan böyle saçma bir öneriyi Massa’nın ağzından duymak hiç hoş değil. Bu adam, 2008′de belki de en dramatik bir şekilde kaybettiği şampiyonlukta bile duruşunu bozmamıştı. Lewis’ten nefret ettiği belli oluyor, ama söylediği şeylerin Hamilton’ın yaptıklarıyla orantılı bir yanını ben bulamadım. Belki de yarıştan sonra iki kez Hamilton’la konuşmaya çalışıp Lewis’in buna hiç yanaşmaması ve Massa’nın söylediğine göre ona bakmaması, iyice çileden çıkarmış olabilir Massa’yı. Hem sıralama turlarında hem de yarışta Hamilton’la yaşadıklarında bana göre Hamilton hatalıydı, ama bu kadarına gerek var mıydı bilmiyorum. Belki kendimizi Massa’nın da yerine koymak lazım.

















l
25/09/2011
Bir yeri düzelteyim. Massa ile Hamilton’ın kazası her ikisinin de aynı turda girdikleri pitten hemen sonra gerçekleşti. Yani Massa’nın lastik dezavantajı ortadan kalkmıştı.
efBir
25/09/2011
Teşekkürler. Evet, hattâ Ferrari 2,9 saniyede piti tamamlarken McLaren 4,0 saniyede tamamlayabilmişti. Şimdi hatırladım : )
Yalçın Pembecioğlu
25/09/2011
Felipe’nin Lewis’i patpatladığı videoyu izledim şimdi. Lewis tüm beden diliyle suçluyum diye bağırıyordu bana kalırsa. Monaco’da delirmiştim; çünkü hem Felipe’nin yarışını mahvetmiş, hem de hakemlere cart curt etmişti yarış sonunda. Her yaptığı yanına kar kalan zeki ilkokul öğrencileri gibi, gerçekten az bulunur bir yetenek olması sayesinde hatalı davranışlarının da her zaman tolere edileceğini düşünüyor sanırım Lewis. Gençliğine veremiyorum, yeteneğine hayran olmama rağmen beni böyle sinirlendirmesine üzülüyorum.
Yarışın geneliyle ilgili söylediklerine katılıyorum. Bir ara -sıkıcı yarışlarda yaptığım gibi- data ekranında tüm pilotların sektörlerini izler buldum kendimi.
Her yarıştan sonra, o yarışla ilgili senin yazdığın özeti okumadan hafta sonu tamamlanmış olmuyor benim için Ali. İyi ki açtın bu blogu ve iyi ki yazıyorsun. Yazılarını bu kadar hevesle beklediğim çok çok az insan var dünyada. Teşekkürler dostum.
efBir
25/09/2011
Eyvallah abi : ) Keşke yarışlar dışında da başka şeyler yazabilsem, bu aralar sadece yarışları yazabiliyorum. Neyse.
Videoyu ilk izlediğimde Massa’ya kızmıştım, ama sonra açıklamalarını gördüm. Adam Hamilton’la konuşmak istemiş, Lewis kabul etmemiş, yüzüne bile bakmamış. Biraz hak verdim açıkçası. Hem adamın yarışını mahvediyorsun hem özür bile dilemiyorsun hem de yüzüne bakmıyorsun. Hoş, yine de böyle hırpalamasını çok acayip gereksiz bulsam da bir parça empati kurunca üzülüyorum Massa’ya da. Hamilton, bu yıl ipin ucunu kaçırdı, seneye McLaren yine Red Bull’un gerisinde kalırsa iyice kopmasından korkuyorum. Sanki herkes her yıl rekabetçi araçta olacak. Schumacher 1996′dan 2000′e kadar paşa paşa bekledi. Alonso 2008 ve 2009′u sessiz sedasız geçirdi. Button, yıllarca yavrucum Honda’nın ağzının içine baktı. Eee, Hamilton da bekleyecek.
keyser soze
26/09/2011
Yalçın Bey’ in son paragrafına kesinlikle katılıyorum. Bu sporu 2009 Türkiye Gp si ile takip etmeye başladım ve o günden bu yana sizin blogda yazdıklarınızla birçok şey öğrendim. Bu açıdan size tekrar teşekkür ederim.
Benim de bir itirafım olacak Button la ilgili. 2009 Türkiye Gp si ile izlemeye başladığım adrenalin dolu bu sporda, o gün Okay Karacan’ın ilginç ve müthiş anlattığı sıralama turlarında kendi kendime bu sporda destekleyeceğim adam Vettel olmalı demiştim. Button’ ın o sene sadece aracı sayesinde başarılı olduğunu düşünmüştüm ve her yarışta yarış dışı kalmasını umuyordum (cahillik işte!) Şu anda hala Vettel’i destekliyorum ama Button’ı çok küçümsediğimi anladım. İddia ediyorum Button bu sporun en underrated adamıdır. Bu açıdan bir özrü borç bilirim kendisine
efBir
26/09/2011
Teşekkürler, çok sevindim. Türkiye GP’sine biraz daha ilgi gösterebilseydik, eminim sizin gibi ilgili Formula 1 hayranlarına daha fazla ulaşabilirdik. Yazık oldu gerçekten.
Button konusunda yalnız değilsiniz. Ben de hep Button’ı ikinci plana attım, ama onda da Prost ve Alonso benzeri bir derli topluluk var. Hâlâ Vettel veya Hamilton kadar doğal hıza sahip olmadığını düşünsem de, kesinlikle beni hayranı olarak listesine ekleyebilir : )
Shagrathian
25/09/2011
Massa iyice saçmaladı bugün, hem demeçleriyle hem de hareketleriyle. İki sezondur Ferrari tarafından geri planda bırakılmasının acısını garip saldırganlıklarla gösteriyor herhâlde. O kadar kameranın önünde olacak iş değildi yaptığı. Lewis’in de morali bozuktu, kalkıp bir tane çaksa, ikisi birbirine girse ne olacaktı? Tam rezalet.
Bu arada Seb, en komple pilot sıfatını Alonso’dan almıştır bana göre artık bu sezon. Alonso’nun kare ası tamamlaması, Lewis’in de McLaren’le üçlemesi için çooooook çalışması lazım(elbette takımlarının da!). Seb’in hakkını teslim etmekle beraber şu sezon bir an önce bitsin artık, 2011 izlediğim en kötü sezon oldu.(Kusura bakma Seb, bunun sorumlusu sen değilsin elbette.)
BBC’de de di Resta-Massa değişikliği konuşuldu ve Eddie Jordan di Resta için kimsenin, hiçbir yerin ikinci adamı olacak bir yetenek değil dedi. Hak veriyorum. Belki bir sezon daha Force India’da piştikten sonra Mercedes’e geçebilir(Schumi’nin yerine?).
Renault’nun hâli senin de bahsettiğin gibi içler acısı. Seneye Kubica dönebilse bile yanına gönül rahatlığıyla koyacak adamları yok.
Kobayashi’nin de Perez yanında ışığı biraz sönmeye başladı sanki.
Williams’ta Rubens bana kalsa miladını çoktan doldurdu, uzatmaları oynuyor.
Ve JB… Elbette ona ayrı bir paragraf açmak gerek. Her ne kadar pilotumu son dönemde sürekli geride bırakması sinirimi bozsa da
2009′dan iyi sürdüğü bir gerçek. Şampiyonayı nerede bitirirse bitirsin sezonun en iyi ikinci adamı diyorum onun için.
Alonso… Ne kadar iyi sürerse sürsün Ferrari’nin istikrarsızlığı yüzünden kötü bir sezon geçiriyor gibi görünüyor ne yazık ki. Bronz madalya da ona gitsin.
Webber, sana ne desem ki? Senin altındaki de RBR be adam!
Kendi pilotum için de laflar hazırladım elbet.
F1 kariyerinin en berbat performansını izletiyor bize Lewis. İster FIA cezalarla pıstırdı deyin(lazımdı, kabul edelim), ister kafası dağınık deyin, ister takımda eskisi gibi mutlu değil deyin; biz onu bu yüzden sevmedik. Daha ilk yarışın startında çifte dünya şampiyonuna dışarıdan yaptığı ataktı şahsen bana onu sevdiren. Bugün birazcık görsek de o kontrollü agresifliği tek bir “iyimser” atak her şeyi gölgede bırakabiliyor. Sezonun, hatta son iki sezonun özetidir bence bu Lewis için: İstikrarsızlık ve mentalite eksikliği.
Ben de sezonu senin gibi erken bitirdim galiba, Ali?
efBir
25/09/2011
Evet, aynen öyle, erken bitti, ama ben 2011′in kötü bir sezon olduğu fikrine katılmıyorum. Bana kalırsa en iyi sezonlardan biriydi. Şampiyona renksiz olabilir ama yarışlar müthişti. 2010′da şampiyona keyifliydi, yarışlar sıkıcıydı. 2012′de her şeyin zevkli olmasını diliyorum. Raikkonen’ciğim de dönerse… 6 dünya şampiyonu… Oy oy
Button’ı da “en iyi ikinci pilot” olarak adlandırmanı çok haksız buldum aslına bakarsan : ) Button, bu yıl McLaren’in birinci pilotu oldu. Üzgünüm ; )
Shagrathian
26/09/2011
Yanlış anlaşmışsın, sezonun en iyi ikinci pilotu olarak adlandırdım. Vettel’den sonra yani.
Yalçın Pembecioğlu
25/09/2011
Felipe’nin Ferrari’den bir an önce gönderilmesi gerektiğini düşünen biri olarak bugünkü hareketlerinde kendisini savunmak isterim. “Ya Lewis bir karşılık verseydi?” argümanına yanıtım; keşke verseydi de esaslı bir kavga görseydik. Fazla İngiliz ve fazla diplomatik yönetilen bir döneminde F1′de biraz taşak görmek hoşuma gidebilirdi (kusura bakma Ali, testis yerine taşak dedim, çünkü sen de kullanmıştın bir yazında). Luca Di Montezemolo’nun tüm laflarına rağmen Felipe de biliyor ki Ferrari’de yeri hiçbir zaman garanti değil. Fakat bu, Monaco’da da, burada da Lewis’in hataları yüzünden kaybetmesini sineye çekmesi gerektiğini göstermiyor. Adam kırk yılda bir motive olmuş ve Fernando ile yakın zamanlar atabildiği bir yarışa çıkmış, kimse değil ama hep aynı velet gelip arkadan çarparak yarışını bitiriyor, iş mi?
Bu arada çok sevdiğim Eddie Jordan’ın da bazı yorumlarında saçmaladığını gördüm bugün. Schumi’nin kazasından sonra “Does he have to do this?” diye sordu, David Coulthard, ironi mi, ciddi mi emin olmadığım bir şekilde “yes, he has to do this, he has to compete” gibi bir yanıtla geri döndü. Eddie’cim, kusura bakma ama yarışmayan pilotun ne işi var o pistte?
Bu yıl dayanıklılık konusunun gerçekten de neredeyse tüm takımlar için çözülmüş olması da bir sürpri değil mi? Motorsporları için hep dayanıklılık konusunda bırakılan açık kapı da yavaşça kapanmaya başladı gibi sanki.
efBir
25/09/2011
Onu diyen Martin Brundle’dı ve aynı yorumu, 2010′da Abu Dhabi’de Liuzzi, Schumacher’in tepesine bindiğinde de yapmıştı. Üstü kapalı bir şekilde, “Bu yaşta ne işi var, gitsin evinde otursun” söyleminden nefret ediyorum. Schumacher, bu yılın ortalarından sonra artık iyiden iyiye eski günlerine dönmeye başlamışken, son üç yarıştır Rosberg’e ciddi şekilde fark atmışken, sıralama turlarında da Singapur gibi Rosberg’ün memleketi olan bir pistte onunla aşık atabilmişken, elbette yarışmaya devam edecek. Geçen gün bir röportajında, 2013 için de görüşeceğini söyledi. Çok çok sevindim, Schumacher’in hâlâ burada olacak olmasına.
SENNA filminden bir yeri hatırlıyorum. Williams’a geçtiği sezon yaşanan ciddi bir kazadan sonra, F1′in resmi doktoru Sid Watkins, Senna’nın yanına gidip, “3 şampiyonluğun, rekorların var, riske atmaya değer mi, bırak yarışmayı, gel seninle balık tutalım,” diyor. Senna, “Hayır, yapmam gerek,” diyor.
Brundle’ın, o soruyu sormaması gerekiyordu.
Kalite kontrol müthiş gelişti. Motorlar, kanatlar, vites kutuları vs. Neredeyse hiçbiri bozulmuyor. Ayrıca, takımların çoğuna motor ve vites kutusu desteğini, üretici takımlar sağlıyor. Kimse kendi vites kutusunu yapmıyor. Misal geçen yıl Lotus, hidrolik hidrolik ölmüşlerdi. Red Bull’a geçtiler, sorun morun kalmadı. Bu teknolojik ortaklık da etkiliyor. Seneye de Virgin, McLaren’le ortaklık kuruyor. HRT, Mercedes’in tünelini kullanıyor. Böyle böyle, hem bu aletler çok fazla test edilmiş oluyor hem de hızlı bir şekilde geliştirilip bozuk yanlar tespit ediliyor.
Shagrathian
26/09/2011
“(…)
“Ya Lewis bir karşılık verseydi?” argümanına yanıtım; keşke verseydi de esaslı bir kavga görseydik. Fazla İngiliz ve fazla diplomatik yönetilen bir döneminde F1′de biraz taşak görmek hoşuma gidebilirdi.
(…)” (quote kodunu bilmiyorum kusura bakmayın.)
Enteresan bir bakış açısı. Massa’nın hakkını araması için yumrukların konuşmasına gerek yok. Eski günlerdeki kavgaları “vay be ne ‘taşaklı’ pilotlarmış” diye mi izliyorsunuz siz? Ben o video’ları izlediğimde utanıyorum açıkçası. Bari F1 problemlerin hırgürle halledilmeye çalışıldığı bir yer olmasın lütfen.
Ayrıca söylediğinize dayanarak Massa’nın koca iki sezonda “şimdi kafa tutabilirim işte Alonso’ya” derken “yine aynı “velet” tarafından yarışına limon sıkılmasının tek açıklaması şans “olmak zorunda”. Zira ben tersi durumlarda Lewis’in yarışının içine edildiği zamanları da hatırlıyorum. Hem o zamanlar iki pilotun da böyle iddiasız durumda olduğu bir sezon değildi. Uzun lafın kısası kötü niyet aramak saçmalık. Ancak olayların sıcaklığı v.s. ile tepkisini bir yere kadar anlayabiliyorum. Kendi adıma olayın büyümemesinden memnunum.
Yine de Massa’nin “cezalandırılıyor ama aynı şeyi yapmaya devam ediyor” söylemine hak veriyorum. Bir ara “x kez cezalandırılan pilotun lisansı tehlikeye girecek” tarzı haberler çıkmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Sezon içinde örneğin 6 kez ceza verilmiş bir pilotun otomatikman sonraki yarışa 5-10 sıra geriden başlatılması kuralı getirilebilir önümüzdeki sezon. Madem Lewis’ten herkesin bu kadar dili yandı…
Michael_F1
28/09/2011
Güzel bir yazı yazmışsın hocam.Öncelikle Massa ve Hamilton konusuna değinmek isterim bende. Hamilton bariz şekilde hatalı bu olayda ve ceza alması çok doğru bir karar. Massa yarış sonrasında çok kızgın olduğundan dolayı bu fevri hareketleri yaptı ancak bu sene başından beri gerçekleşen olaylarla ile birlikte başlarda iyi olan arkadaşlıkları nefrete dönüştü diyebilirim. Bunu Massa’nın çok büyük baskı altında kalmasına da bağlayabiliriz. Bende bu noktada bu yönde görüş bildiriyorum,2010 yılı başından beri eski performansını tamamen aratacak yarışlar çıkartması,Alonso karşısında ezilmesi,pilot söylentilerinin artması bu baskıyı iyice zirve noktasına çıkarttı ve bu yarış bir patlama noktasına geldi.
2. değinmek istediğim nokta Vettel’in bir sezon içinde ne kadar iyi bir pilot haline geldiği. Gerçekten 2010 yılında çok savruk yarışlar çıkartan Vettel,bir sezonda nasıl bu kadar güçlendi en büyük neden ”Şampiyonluk Özgüveni” bana kalırsa. Ayrıca yazıda belirttiğin gibi ayrıntılara önem verme,takımla iyi iletişim kurma konularında MS ve FA kıvamına geldiğini yavaş yavaş görüyoruz ve özellikle tek turdaki hızı onu F1′deki en güçlü pilot haline getiriyor. Yapılan tüm eleştirelere rağmen kesinlikle MS’nin 2000-2004 yılları arasında aldığı şampiyonluklardan bir esinti sundu bana Vettel bu yıl.
3.değinmek istediğim mevzu Schumi herkes emekli olsun lafları yaparken gösterdiği performans çok güzel sıralamaları kotaramadığı belli ancak yarışlarda Rosberg’in çokça önüne geçmeyi başardı takım bu yarışta strateji ile resmen Schumi’yi baltaladı. 1 sn farkı her seferinde 10 saniyeye çıkartmak başka bir şey denemez. Suzuka yine Schumi’nin çok iyi olduğu pistlerden ve çok iyi bir performans bekliyorum görüşmek üzere