Bu hafta sonu ne yazık ki tatsız sahnelere sebep olabilecek olaylara gebe. Red Bull, hem geçen yıl bu pistte gösterdiği hem de bu sezon devam ettirdiği performansını aratmayacağa benzerken, McLaren (elbette Hamilton’la), antrenman seanslarında Red Bull’a, olması beklenenden daha yakın göründü. Ferrari’nin, sıralama performansını tam olarak okumamız mümkün olmadı zira hem Alonso hem Massa hızlı turlarında hata yaptılar. Mercedes, sezon öncesi testlerde gösterdiği performansı henüz bu hafta sonunda gösterebilmiş değil. Schumacher, üçüncü sıra için yarışabileceklerini söylüyor. Renault, Sauber’le birlikte arkadaki grubu oluşturuyor gibi görünüyor. Toro Rosso ve Williams onların arkasında, sonra da Force India, Lotus, Virgin ve HRT sıralanıyor (en azından cuma gününün zaman ekranlarında).
Pirelli’nin Türkiye’de denediği ve İspanya’da yarıştırmaya karar verdiği sert lastik, bu hafta sonunun en önemli yeniliklerinden biri. Yumuşak lastiğe göre 10-14 tur arasında dayanıklılık farkı yaratan bu lastik, Pirelli’nin planladığı şeyi yapacak gibi görünüyor. Önceki yarışlarda yumuşak ve sert lastiğin aşınma değerleri birbirine yakındı, böyle olunca takımların lastik stratejileri anlamında taktiksel tavırları farklılık göstermiyordu. Pirelli bunu ortadan kaldırabilmek için, yumuşak lastiğe göre daha yavaş olan ancak daha uzun süre dayanabilen yeni tür bir bileşik getirdi. Lastik üreticisine göre bu yeni sert lastikten alınan performans beklentileri karşılıyor, ancak sürücüler ve takımlar bu lastikten hiç memnun olmadılar. Hamilton, bu lastiği “felaket” olarak nitelerken, Alonso, Webber, Button ve Domenicalli de lastiğin bu durumundan hoşnut değiller. Paul Hembery, bu lastiğin diğer lastiğe göre 10-14 tur arasında daha uzun dayandığını, bunun da, stratejileri etkileyecek önemli bir bulgu olduğunu iddia ediyor. Yavaş olduğunu kabul ediyor, ancak istenen şeyin bu olduğunun altını çiziyor. Yapılacak bir şey yok elbette. Bu hafta sonu bu lastiklerle yarışılacak. Her iki lastik arasındaki zaman farkının tur başına 2 saniyeyi bulması, Q1′de ve Q2′de sert lastik kullanarak tur atmayı da neredeyse olanak dışı bırakıyor. Q1′de kesinlikle yumuşak lastik kullanılacak, ancak Q3′te elenecek o “zurnanın son deliği” için büyük bir yarış yaşanacağı kesin. 2 saniyelik fark çok büyük bir hız farkı, bu yüzden Ferrari, McLaren ve Red Bull bile Q1′de yumuşak lastiği kullanabilirler.
Sıralama turlarında yine benzer bir tabloyla karşılaşıp karşılaşmayacağımızı yarınki üçüncü antrenman seansından sonra daha net bir şekilde görebiliriz. Sezon öncesi testlerinde bu pistte Schumacher 1:21′lik bir dereceye imza atmıştı. Bugün Webber’in attığı en hızlı tur 1:22. Dolayısıyla yarın için bir saniyeden fazla bir gelişme görebiliriz. Bu da her şeyin ortada olduğu anlamına geliyor. Geçen yılla bu yıl arasında pol pozisyon derecelerinde bir saniyeye yakın fark olduğunu da hesaba kattığımızda, geçen yılın 1:20′lik derecesine yaklaşma ve bunu geçme ihtimalimiz yüksek. Yarış simülasyonlarında da Red Bull’u oldukça, ama oldukça güçlü gördük. Özellikle Vettel, ikinci seansın hemen başlarında Webber ile eş zamanlı olarak yeni sert lastiklerle toplam 16 turluk bir deneme yaptı ve 16 tur boyunca 1:28′lerde tur attı. Lastiklerini neredeyse hiç kaybetmeyen Vettel’e bu anlamda Webber de eşlik etti, ancak Avustralyalı pilot, Vettel’e göre tur başına 1 saniye daha yavaştı. Bunun sebebi yakıt yükleri ve buna bağlı olarak farklı yarış stratejileri olabilir. Diğer takımlarla ilgili olarak bu kadar net bilgiye sahip değiliz. Hamilton, bir kerede en fazla 9 tur atarken, Button’ın yumuşak lastiklerle attığı 13 tur da, trafik nedeniyle sağlık bilgi vermiyor. Aynı şeyi Ferrari için de söyleyebiliriz. Alonso, geliştirme paketinin işe yaradığını söylerken, Massa yine ve yine sert lastikleri ısıtma problemi yaşadığını söyledi. Mercedes ve Ferrari, İspanya’ya önemli güncelleştirme paketleri getirdikleri için olabildiğince çok pistte kalırlarken, aynı durumda olan, hattâ Türkiye’ye hiç güncelleştirme getirmediği için tüm uğraşını buraya ayıran McLaren ise, yine rakiplerine göre toplamda 25-30 daha az tur attı.
Birçok takımın yeni güncelleştirme paketleriyle yarıştığı İspanya GP’sinde cidden sinir bozucu bir hafta sonu yaşayabiliriz. Bu sinir bozukluğunu yaşatacak birkaç durum var. Bunlardan biri Adrian Sutil ile Renault GP’nin sahibi Genii Capital’in ortaklarından Eric Lux arasında yaşananlar. Türkiye GP’si sırasında Lux’ün boynundaki bandajların, Çin GP’sinden sonra bir barda Sutil’in, Lux’ü yaralaması neticesinde oluşan yaralarla ilgisi olduğu yönündeki dedikodu gittikçe büyüdü ve büyük bir gerçeğe dönüştü. Sutil, menajeri aracılığıyla bir özür yayımlayarak, istenmeyen bir şekilde bir yaralanma durumunun olduğunu ve özür dilediğini belirtti. Özür metninde Lux’ten bahsetmeyen Sutil, bu konuda bir daha yorum yapmayacağını da yazıyordu.
Ancak olay böyle kapanmadı. Lux, Çin’den sonra neden 4 hafta bekledi bilinmez, FiA’ya bu konuyla ilgili bir şikayet dilekçesi vereceğini ve dava açacağını belirtti. Bu olaya karışan diğerleriyle ilgili dava açma hakkını da kendinde saklı tuttuğunu, açıklamasının son satırında bir aba altı sopası gibi belirtti. Lux’ün, yaşananlardan sonra Sutil’in özür dileme şeklini beğenmediği ve bu yüzden harekete geçtiği söyleniyor. Biliyorsunuz bu sezon başında FiA, sürücülerin pist dışında da hareketlerine dikkat etmeleri gerektiğini, eğer olumsuz bir şey olursa süper lisanslarının bile askıya alınabileceğini duyumuştu. Bu olay, tam da FiA’nın getirmeye çalıştığı “model olma” şiarına ters düşüyor. Sutil’in, bu olaylar üzerine takımdan çekileceği söylentilerine karşı Force India, Sutil’in İspanya GP’sinde olacağını belirten bir açıklama yaptı. “Bundan sonraki tüm yarışlarda” olacağını belirtmeyen, sadece İspanya GP’sini telaffuz eden bu açıklama, tahmin edersiniz ki dedikoduları daha da palazlandırdı. Sutil’in menajeri, Lux’le konuşmaya çalıştığını, özür dilediklerini, ancak durumun devam ettiğini söyledi. Sutil’in bu durumdan nasıl kurtulacağı bilinmiyor. Aynı barda Hamilton’ın da olduğu söylentileri, Lux’ün “dolaylı olarak bağlantı olan kişiler” derken onu kast edip etmediği konuşmalarına neden oldu. Bir-iki hafta içinde bu konuda ciddi gelişmeler yaşayabilir.
Bir diğer can sıkıcı gelişme ise Ferrari’nin bu yarışa getirdiği arka kanadın, FiA kurallarına uygun olup olmaması. Charlie Whiting, Ferrari’nin kural yorumunun oldukça zeki olduğunu ancak yasal olup olmadığına yarın karar verileceğini söyledi. Hâlen Ferrari ile bu konu üzerinde görüştüklerini söyleyen Whiting, kararın yarın verileceğini söylüyor. Kimsenin bu konuyla ilgili bir şikâyette bulunmadığını, Ferrari’nin yeni arka kanadını gördüğü için bu girişimi FiA’nın yaptığını da belirtmeyi ihmal etmiyor. Antrenman turlarında yasal olmayan bir kanat kullanabilirsiniz, ama sıralama turlarından önce aracın kesinkes yasal olması şart. Whiting’in vereceği karar da sıralama turlarının öncesinde açıklanacaktır.
Bu hafta sonunda karşılaşılabilecek asıl sorun ise egzoz besleme difüzörlerle (EBD) ilgili bu hafta başından itibaren yaşanan gelişmeler. Bu difüzörler, geçen sezondan itibaren egzoz gazları tarafından beslenerek ek yere basma gücü oluşturuyorlar. Gaza basıldığı sürece oluşan egzoz gazları, egzozu düzgün bir şekilde besliyor, ancak sürücü ayağını gazdan çektiğinde difüzörden egzoz gazı geçmediği için sistem dengesiz oluyor. Bu da aracın viraj girişlerindeki aerodinamik dengesini etkiliyor. Takımlar bunu ortadan kaldırmak için geçen sezondan bu yana özel motor haritaları kullanıyorlar. Bu sayede sürücüler ayaklarını pedaldan çektiklerinde bile, motor egzoz gazı üretmeye ve difüzörü beslemeye devam ediyor. Tüm araçların tuhaf sesler çıkarmalarının sebebi de bu. Ancak FiA, bu durumun kurallara aykırı olduğu ve bu özel motor haritalama tekniğini bu haftaki yarıştan itibaren yasaklama kararı aldı. Söz konusu sistemi “hareketli aerodinamik yapı” olarak niteleyen FiA’ya yapılan itiraz sonucunda, bu yasağın uygulaması “şimdilik” kaldırıldı ancak bugün ortaya çıkan bir bilgiye göre, takımlar isterlerse, bu sistemi kullanan takımları protesto edebilecekler. Son ipuçları ışığında bu konuyu FiA gündemine taşıyan takımın Williams olduğuna inanılıyor. Bu sistemi kullanmayan Williams, yarın eğer bu takımları protesto ederse, yarışın sonucuna doğrudan etki etmiş olacaktır. Whiting, FiA’nın bu konuda bir kararı olduğu için söz konusu sistemin, tüm takımlardan kaldırılmasını isteyebilir. Yok eğer bu sistemin yarışmasına izin verirse (ki protesto olursa düşük ihtimal), o zaman bu karar tahkime gidebilir ve İspanya yarışının sonucu resmileşmeyebilir.
Williams, biliyorsunuz tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Sezona, gridin en küçük vites kutusunu tasarlayarak yarış galibiyeti parolasıyla başlayan takım, ilk dört yarış sonunda tek bir puan bile alamadı. Teknik direktörü ve baş tasarımcısıyla yollarını ayırdı ve casusluk skandalına karışmış bir mühendisi tasarımın başına getirdi. Williams’ın, geçen aylarda hisselerinin borsada işlem görmeye başlamış olmasını da talihsiz bir zamanlama olarak görürsek, takımın içindeki umutsuz ve çaresiz durumun ne olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz. Dolayısıyla, rekabetçi olamamalarını, bu sistemden alınan avantaja bağlıyorlarsa, o zaman yarın, bu sistemi kullanan takımları protesto edebilirler. Hatırlayın 2009 yılında sabit bütçe tartışmaları ve ayrı bir seri kurma görüşmeleri sırasında Williams, grev kırıcılık yaparak FiA’yla anlaşmış ve bunun sonucunda FOTA üyeliği askıya alınmıştı. Bu gerginliğin günümüze kadar gelip gelmediğini bilemeyiz elbette, ancak şu anki durum itibariyle can sıkıcı olabilecek bazı anlar yaşanabilir. Red Bull, McLaren, Ferrari, Mercedes ve Renault, bu sistemden oldukça büyük avantaj sağlayan takımlar. Eğer yarın bunu kullanamazlarsa, performanslarının nasıl düşeceği merak konusu. Elbette yavaşlayacaklardır, ama göreceli olarak kim ne kadar avantaj kaybedecek bunu bilmek güç. Bu konuyla ilgili olarak bugün yapılan toplantıda, takımlar, FiA’nın bu konuda geri adım atması için uğraşacaklarını, bu yasağı istemediklerini söylediler. İşin gerçekten de çok ironik yanı şu ki: FiA, sürekli maliyetleri kısmaktan bahsederken, böyle bir yasak getirirse, kullanımı çok düşük maliyetli olan bu sistemin yerine gelecek yeni difüzör sisteminin araştırılması ve üretilmesi, takımlara ek maliyet getirecek. Bu yasağı müthiş saçma buluyorum ve takımların, FiA’yı bu konuda ikna edebileceklerini düşünüyorum.
EK: Evet, Adam Parr, bu kurala açıklık getirilmesini isteyen takımın kendileri olduğunu söyledi. Bu sistem, motor üreticisinin de araştırma yapmasını gerektirdiği için her iki şirkete de ek maliyet getirecek. Ve Williams, bu maliyetin altına girmeden önce FiA’dan yasallık konusunda açıklama talep etmiş. Bu durumda, Cosworth’ün de bu yasakta payı olduğu şüphesiz. Yarın çok ilginç olacak.













Shagrathian
20/05/2011
Liderlik mücadelesi yeniden yaşanabilecek duruma gelecekse ben bu yasağı destekliyorum. DRS, KERS gibi sistemlerin ön sıradan çok, orta sıradaki mücadeleyi hareketlendireceği Türkiye GP’siyle netleşmeye başladı. Muhtemelen bu sistemden en çok yarar sağlayan takım, sistemin bulucusu Red Bull. Dolayısıyla yasakla beraber şampiyonaya heyecan gelebilir.
efBir
20/05/2011
EBD’yi yeniden Formula 1′e getiren takım Red Bull, ama bu motor haritası konusunda Renault ile birlikte hareket etiler. Hâliyle. Ancak söylenene göre bu sistemden en çok avantajı Mercedes elde ediyormuş.