Bu blogun takipçileri hatırlayacaklardır. Güzel insan Yalçın, Bridgestone’un İstanbul Park Paddock Club’taki misafir salonunda şanslı birkaç kişinin arasına beni de katmıştı. Kalabalık bir grup olarak Cumartesi ve Pazar günü pistte ve Paddock Club’ta geçirdiğimiz iki gün çok ilginç ve unutulmaz bir anı olarak kaldı bana. Hikâyesini buradan ve buradan okuyabilirsiniz. Ve Bridgestone geçen hafta bana, 14 yıllık Formula 1 serüvenini anlatan, fotoğraflarla süslü enfes bir kitapla birlikte bir de ajanda gönderdi. Kitaptaki bazı önemli ve eğlenceli ayrıntıları sizlerle paylaşayım istedim.
Kapağında, 13 dilde TEŞEKKÜR EDERİM ifadesinin yazılı olduğu bu kitap, Bridgestone’un 1997 yılında başladığı ve 2010 yılında sonlandırdığı 14 yıllık Formula 1 hayatının özetini anlatıyor. Japon üreticinin 1980 yılında başladığı Avrupa motor sporları atağı, önce F2 ardından da DTM ile devam ediyor. 1999′larından başından itibaren de Formula 1 planları yapmaya başlıyor. İlk kez, Super Aguri F1 takımının kurucusu olan Aguri Suzuki ile F1 testleri yapan lastik üreticisi, 1996 yılında Formula 1′e giriş biletini alıyor ve 1998 yılında Goodyear ile birlikte F1′in lastik sağlayıcısı olma unvanını kazanıyor.
Ancak bu tarih bir yıl geriye çekiliyor ve Bridgestone, 1997 yılıyla birlikte Formula 1′e giriş yapıyor. Beklenenden erken gelişen bu durum karşısında elbette şirket oldukça sıkışıyor. Formula 1′in pistlerdeki ilan ve tanıtım işleriyle ilgilenen Allsport Management ile yaptıkları anlaşmaya göre, 97 sezonunun ilk yarışı olan Avustralya GP’sinde pist üzerinde şirketin isminin yazılı olduğu alanların satın alınması sırasında problem yaşanıyor. Ödemelerde bir problem olunca, şirketin ilan panolarını piste yerleştirmesi gecikiyor. Kitapta o günler şöyle anlatılıyor:
1997′nin ilk yarışından hemen önce, bankalardan kaynaklanan bir sorun nedeniyle sözleşmedeki yazılı olan ücretin zamanında yapılmadığı anlaşıldı. Derhal müdahale ettik ve problem çözüldü, ancak Bridgestone’un Motorsporları Bölüm Başkanı Hiroshi Yasukawa, Avustralya’ya oldukça üzgün bir şekilde uçtu. Ancak piste vardığında onu, Albert Park’ın her yerine asılmış BRIDGESTONE panoları karşıladı. Bu, Bridgestone’un, F1 camiasında kazandığı güvenin bir işaretiydi. “14 yıllık Formula 1 hayatımda, o an yaşadığım duyguları asla unutamam,” diye hatırlıyor Yasukawa.
1997 sezonuna, genelde arka sırada yarışan Prost, Arrows, Stewart, Minardi ve Lola takımlarına lastik sağlayarak başlayan Bridgestone, ilk yarışında puanla tanışıyor. 11. yarış olan Macaristan GP’sinde, Damon Hill’in Arrows’u ile son tura kadar lider bile götürüyor ancak Arrows’un arızalanması sonucunda Hill son turda liderliği Villeneuve’e teslim etmek zorunda kalıyor. Damon Hill, benzer bir tespiti yıllar sonra Michelin’in eski direktörü Pascal Vasselon’ın da yaptığı şekilde, o döneme kadar aerodinamiğin Formula 1′e tamamen hakim olduğunu ancak o gün, lastiklerin de artık çok önemli hâle geldiğini söylüyor:
O yıl Macaristan GP’si, motor sporlarında lastiklerin ne kadar önemli olduğunu gösteren bir yarış oldu. Aracımızın gridin en hızlısı değildi, ama doğru lastiklerle ve lastiklere uygun doğru ayarlar sayesinde büyük takımlara karşı oldukça rekabetçi bir duruma gelmiştik. Hidrolik pompanın arızalanması gerçekten büyük talihsizlikti, ama yine de unutulmaz bir hafta sonuydu.
Bir sonraki sezon, McLaren ve Benetton’a da lastik vermeye başlayan Bridgestone, F1′deki en önemli kural değişikliklerinin olduğu 1998 sezonunda, oluksuz lastiklerin yerine oluklu lastik üretmeye başlıyor. Önlerde 3, arkalarda da 4 oluk bulunan lastiklerle aradığı zafere nihayet Mika Hakkinen ile Avustralya GP’sinde ulaşıyor. McLaren’lerin, tüm gride tur bindirip ilk iki sırada tamamladığı bu yarış, Bridgestone’un F1′deki 175 yarış galibiyetinden de ilki oluyor. Bridgestone Motorsporları Lastik Gelişim Başkanı Hirohide Hamashima, Schumacher’in ikinci virajda lastiğinin patlamasıyla durduğu an yarış galibiyetinden emin olduğunu ve şirketin patronu Kaizaki’nin, yarıştan önce onu arayarak, “İster kazan ister kaybet, maliyet hâlâ aynı!” dediğini hatırlıyor.
Goodyear’ın bir sonraki yıl F1′den çekilmesiyle birlikte Bridgestone, artık F1′in tek lastik üreticisi unvanına erişiyor. 1998 sezonu biter bitmez de lastik testleri başlıyor. Goodyear kullanan takımlara haksızlık olmaması için, ön lastiklerdeki oluk sayısını dörde çıkaran şirket, gittikçe hızlanan Formula 1 araçlarını yavaşlatmayı planlayan FiA’nın böylelikle ekmeğine yağ sürmüş oluyor. Lastik savaşının yaşanmadığı ve bana göre de doğru olan bu durum ne yazık ki sadece 3 yıl sürüyor. Formula 2 ve DTM’deki gedikli rakibi Michelin, 2001 yılında Williams, Benetton, Jaguar, Prost ve Minardi’ye lastik sağlayarak Formula 1′e giriş yapıyor. Formula 1′den ayrıldığı 2006 sezonunun sonuna kadar 43 yarış zaferi elde eden Michelin’e karşı Bridgestone, çoğu Ferrari ile olmak üzere toplam 62 kez karşılık veriyor. Bridgestone, 2001-2002-2003-2004 sezonlarında Michael Schumacher ile sürücüler şampiyonluğuna uzanırken, rakibi Michelin 2005-2006 sezonlarında Fernando Alonso ile buna karşılık veriyor. Ancak FiA’nın tek üreticiye geçme isteği, lastik savaşını tercih eden Michelin’in işine gelmiyor ve Formula 1′den ayrılıyor. Böylelikle Bridgestone, 2010 sezonunun sonuna kadar Formula 1′e lastik vermeye devam ediyor.
Bridgestone’un, 2004 ve 2005 yıllarında büyük takım olarak sadece Ferrari’ye lastik sağlıyor olması, İtalyan takım ile Japon lastik üreticisi arasında çok yakın bir ilişkinin de doğmasına neden oldu aslında. McLaren, Renault ve Williams’ın yarıştığı Michelin ile Ferrari’nin yarıştığı Bridgestone arasında gerçekleşen bu “lastik savaşı”, 2004 yılında öyle bir seviyeye geldi ki artık lastiklerin, bırakın Ferrari’ye sadece Schumacher’e uygun olarak test edildiği bile söylendi. Bunun sonucu olarak Ferrari ve Bridgestone, o sezon 18 yarışın 15′ini kazandılar. Ardından gelen 2005 sezonunda ise Ferrari-Bridgestone ortaklığının sadece bir kez, o da Michelin kullanan tüm takımların güvenlik gerekçesiyle yarışmadıkları Amerika GP’sini kazanmış olmasının açıklaması ne olabilir? Söylenenlere göre FiA, Ferrari ve Bridgestone’un, Formula 1′e zarar vermeye başlayan bu ortaklığını bozmak için, Japon lastiklerine ters gelecek bir kuralı hayata geçirdi ve 2005 sezonu boyunca takımların, yarış ve sıralama turlarını sadece bir set lastikle tamamlamaları gerektiğini söyledi. Ve böylece düşüş başladı. O sezon toplam 90.000 km kat ederek denemedik yol bırakmayan Bridgestone, ne yazık ki asla Michelin lastiklerinin seviyesine erişemedi ve Ferrari’ye, istedikleri lastiği sunamadı. Formula 1′in Ferrari tarafından domine edilmesi elbette hiç kimse için iyi bir senaryo değildi zira televizyon gelirleri düştüğü için, ürünün marka değeri de azalıyordu.
Bunlar, o zamanlardan bu zamanlara gelen söylentiler. Sanırım işin doğrusunu da uzun bir süre öğrenemeyeceğiz. Bu kuralın, yalnızca bir sezon boyunca geçerli olması ve 2006′da kaldırılması, elbette dedikoduları biraz daha güçlendiren bir örnek. Her ne olursa olsun Bridgestone ve Ferrari, bir sonraki yıl kendilerine geldiler ve Renault ile başabaş bir mücadele sergilemeyi başardılar, ama olmadı. Schumacher’in emekliliğe ayrılacağı sezon, ona bir dünya şampiyonluğu daha kazandırmak mümkün olmadı.
14 yıllık serüveninde (6 yıl boyunca tek lastik üreticisinin o olduğunu unutmamak kaydıyla) toplam 242 yarışa katılan, bunların 175′ini kazanan, 168′inde pol pozisyonunu alan, 170 kez en hızlı tura imza atan ve 11′er kez dünya sürücüler şampiyonluğunu ve takımlar şampiyonluğunu kazanan Bridgestone, 2010 sezonu itibariyle artık bizlere Arigatou diyerek köşesine çekildi. David Coulthard’ın, “Eleştirilmekten çekinmiyorlar. Japon mühendislerle çalıştığınız zaman, siz ne kadar konuşursanız onlar da o kadar dinlerler. Övmüşsünüz ya da eleştirmişsiniz, hiç fark etmez. Sonuç hep aynıdır,” diyerek övdüğü Bridgestone ben de Arigatou (Teşekkürler) diyorum ve birkaç küçük eğlenceli bilgi kırıntısıyla veda ediyorum:
- Tek lastik üreticisi olduğu zamanlarda Bridgestone, tüm lastiklerini önce Japonya’dan İngiltere’ye, oradan da takımlara ve pistlere dağıtıyordu. Bozulmamaları için 25ºC’de olmaları gereken lastikler, bu kargo işlemleri sırasındaki hava değişikliklerinden etkilenmemek için, Reefer denen özel battaniyelere sarılıyordu.
- Michelin’le girdikleri müthiş rekabette, büyük takım olarak yalnızca Ferrari’ye lastik sağlamaları, Bridgestone’un bu konuya özel önem vermesiyle sonuçlanmış. Ferrari ile ortaklaşa çalışmak için önce bir, daha sonra iki adet mühendis atamış. Ferrari de, kendi fabrikasından iki mühendisi, sadece lastiklerle ilgili gelişimlerde çalışması için görevlendirmiş. Birlikte geçirdikleri yoğun geliştirme faaliyetlerinden sonra, şimdi gridin tamamının kullandığı, sıcaklık ölçme sensörlerini geliştirmişler.
- Bridgestone’un logosu, 1984 yılında gözden geçirilen şirket vizyonuna göre yeniden elden geçirilirken, Formula 1 gözetilerek “Dinamik”, “Yenilikçi” ve “Zorlayıcı” olacak şekilde tasarlanmış.
- 2007 yılından itibaren oluklarda gördüğümüz beyaz çizgi, yarış hafta sonlarından önce beyaz boyalı kalemle tek tek ve elle çiziliyormuş!

















Soner
15/03/2011
Güzel bir yazı ellerinize sağlık. Her ne kadar Bridgestone’u kendi aracımda tercih etmesemde F1′e yapmış oldukları katkılardan dolayı Arigatou demek bizimde boynumuzun borcu
BOYBGM
16/03/2011
Bir önceki yoruma tamamen katılıyorum…Teşekkürler Ali Bey…